Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana, olası bir çözüm sonrasında Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında uygulanacak dönüşümlü başkanlığın siyasi eşitliğin “vazgeçilmez bir unsuru” olduğunu belirterek, bu ilkenin yeni müzakereler başlamadan önce kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs sorununda olası yeni müzakere süreci öncesinde siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık konularındaki görüş ayrılıkları yeniden gündeme geldi.
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana, Cyprus Mail gazetesine yaptığı açıklamada, kapsamlı bir çözüm sonrasında kurulacak yapıda Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında dönüşümlü başkanlığın siyasi eşitliğin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Dana, siyasi eşitliğin, sınırlı sayıdaki belirli yetki ve ortak sorumlulukların birlikte kullanılmasını gerektiren yapının temelini oluşturduğunu belirterek, bu ilkenin pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini savundu.
Geçmiş müzakere süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının nedenlerinden birinin siyasi eşitliğin müzakere konusu haline getirilmesi olduğunu ileri süren Dana, özellikle 2017’de Crans-Montana’da yürütülen süreçte bu konunun çıkmaza yol açtığını söyledi.
“Önce ilke olarak kabul edilmeli”
Dana, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “bu kez farklı olmalı” yaklaşımından hareketle, dönüşümlü başkanlığın yeni müzakereler başlamadan önce ilke olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Dönüşümlü başkanlığın ilke olarak kabul edilmesinin ardından görev sürelerinin uzunluğu ve uygulamanın diğer ayrıntılarının müzakere masasında ele alınabileceğini ifade eden Dana, bu konuların görüşmeler başladığında taraflar arasında müzakere edilebileceğini kaydetti.
Rum tarafı: Müzakere konusu olmalı
Rum Yönetimi Hükümet Sözcü Yardımcısı Yiannis Antoniou ise CyBC’ye yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliği “egemen eşitliği” de kapsayacak şekilde yorumladığını ileri sürdü.
Antoniou, bunun Rum tarafınca kabul edilemeyeceğini belirterek, çözüm sonrasında dönüşümlü başkanlığın uygulanıp uygulanmayacağına müzakereler sonucunda karar verilmesi gerektiğini savundu.
Kıbrıs Türk tarafının müzakerelerin yeniden başlamasından önce dönüşümlü başkanlığın kabul edilmesinde ısrar ettiğini öne süren Antoniou, bu konunun müzakere masasında ele alınması gerektiğini ifade etti.
Erhürman’ın dört maddelik metodolojisinde de görüş ayrılığı
Taraflar arasındaki bir diğer görüş ayrılığı ise Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dört maddelik metodolojisinin son maddesi üzerinde yaşanıyor.
Söz konusu yaklaşım, Rum tarafının yeniden müzakere masasından ayrılması durumunda Kıbrıs Türk toplumuna yönelik izolasyonların kaldırılmasının BM tarafından güvence altına alınmasını öngörüyor.
Antoniou, önceden belirlenmiş sonuçların müzakere sürecine dahil edilmesinin tarafların müzakere motivasyonunu olumsuz etkileyebileceğini savunarak söz konusu maddenin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Dana ise bu maddenin, olası yeni müzakere sürecinin Kıbrıs Türk tarafı açısından sonuçsuz kalmasını önlemeyi amaçladığını belirtti. 2004 Annan Planı referandumu ve 2017 Crans-Montana sürecine atıfta bulunan Dana, geçmiş süreçlerde anlaşmaya ulaşılamamasından Rum tarafını sorumlu tuttu. Bu değerlendirme Dana’nın taraflara ilişkin görüşünü yansıtıyor.
Gözler New York’taki temaslarda
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nedeniyle New York’ta temaslarda bulunması bekleniyor.
Erhürman, 23 Eylül’de New York’a gideceğini ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusundaki kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin ile görüşmelerinin planlandığını açıkladı.
Öte yandan Guterres, BM Genel Kurulu kapsamında yeni bir 3+1 veya 5+1 toplantısı için henüz koşulların oluşmadığını belirtirken, Kıbrıs konusunda ilerleme sağlanması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.





