Seçim yaklaşıyor…
Sahne yine aynı.
“İstikrar” deniliyor.
Peki, size göre istikrar nedir?
Güzelyurt Hastanesi ne oldu?
Kiler önündeki yol ne oldu?
Radarlar ne oldu?
Limanlar ne durumda?
Okulların hali ortada…
Bunların hangisi çözüldü?
Hayvancılık sektörü can çekişiyor.
Üretici ayakta kalmaya çalışıyor.
Üretim yapan insanın maliyeti her geçen gün artıyor.
Mazota zam üstüne zam geliyor.
Öğrenciler okula gidip gelmekte zorlanıyor.
Ama bize hâlâ “istikrar” anlatılıyor.
İstikrar nedir?
Halkın cebinin boşalması mı?
Üreticinin borçlanması mı?
Hayvancının zarar etmesi mi?
Öğrencinin ulaşım derdi yaşaması mı?
Yolların, limanların, okulların ve hastanelerin sorunlarının yıllarca konuşulması mı?
Sonra çıkıp diyorsunuz ki:
“50 yılda yapılmayanları yaptık.”
Sahi…
Ne yaptınız?
Susun, ben söyleyeyim!
Halkın yıllardır konuştuğu yolsuzluk iddiaları…
Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin tartışmalar…
İhale süreçleriyle ilgili eleştiriler…
Yandaşlara ayrıcalık sağlandığı yönündeki iddialar…
Devlete borcu olanlara sağlanan vergi afları ve yapılandırmalar…
Bunlar mı sizin “istikrar” anlayışınız?
Yeter artık!
Bir kez olsun makam odalarından çıkın ve bu halkın nasıl yaşadığına bakın.
Markete giden vatandaşa sorun.
Mazot alan şoföre sorun.
Ahıra giren hayvancıya sorun.
Tarlasını ekip biçmeye çalışan üreticiye sorun.
Çocuğunu okula gönderen aileye sorun.
Esnafa sorun.
Onlar size “istikrar”ın ne olduğunu anlatacaktır.
Çünkü halk artık slogan değil, hizmet görmek istiyor.
Halk artık vaat değil, sonuç istiyor.
Halk artık “istikrar” kelimesinin arkasına saklanılmasını değil, hesap verilmesini ve sorunların çözülmesini istiyor.
Ve seçim sandığı geldiğinde herkes kendi yaşadığı hayatı değerlendirecek.
Çünkü siyasetin dili ne kadar farklı olursa olsun, mutfaktaki yangını en iyi o evin insanı bilir.







