Bugün bir çocuğun adını yazmak, bir haber yazmaktan çok daha ağır…
Mehmet Asaf Biçer.

Bu ismi artık bir haber başlığında değil, yüreğimizin en acı yerinde taşıyacağız.
Affet bizi çocuk…
Sen denize açılırken belki de aklında binlerce güzel hayal vardı.
Belki ailene kavuşacağın günü düşünüyordun.
Belki eve döndüğünde anlatacağın şeyleri biriktiriyordun içinde.
Ama sen dönemedin…
Bizler ise günlerce senden gelecek güzel bir haber bekledik.
Her geçen saat, ailelerin yüreğindeki umut biraz daha büyüdü.
Her arama çalışmasında gözler denize çevrildi.
Bir haber bekledik…
Ama sonunda o haber geldi.
Mehmet Asaf bulundu.
Fakat biz keşke seni bulamasaydık da,
“Yaşıyor” haberini alabilseydik çocuk…
Keşke bugün senin için bir “vefat” cümlesi kurmak zorunda kalmasaydık.
Affet bizi…
Çünkü biz büyükler olarak çocuklarımızın güven içinde yaşayacağına inanmak istedik.
Kurallar vardı.
Denetimler vardı.
Kurumlar vardı.
Sorumluluklar vardı.
Ama bugün bir çocuk denizin karanlığında hayatını kaybett







