Umut Türe | Köşe Yazısı
7 Aralık’ta başbakan belli olacak. Beğenen de olacak, zoruna giden de… Ancak benim söylemek istediğim, siyasi tartışmaların çok ötesinde bir mesele var: Halkın yanında olmak, insanlara dokunmak ve gönüllerde yer edinmek.
Bugün sokakta insanları dinlediğimde, vatandaşlarla sohbet ettiğimde bazı sözler dikkatimi çekiyor. Sıla Usar İncirli için söylenenleri duyuyorum. İnsanlar onun yalnızca seçim zamanı değil, her zaman yanlarında olduğunu anlatıyor.
Bir vatandaşın şu sözleri, aslında nasıl bir siyasetçi ve nasıl bir başbakan istendiğini ortaya koyuyor:
“Ne sorunumuz olsa gidip anlatıyoruz, dinliyor ve çözmeye çalışıyor. Parti rozetine bakmadan insanlara yardımcı olmaya çalışıyor. İşte benim ülkeme böyle bir başbakan yakışır.”
Bence siyasetin tam da konuşması gereken konu budur.
Bir siyasi parti başkanının görevi yalnızca seçim dönemlerinde halkın kapısını çalmak, meydanlarda konuşmak ve oy istemek midir? Yoksa vatandaşın derdi olduğunda yanında durmak, kapısını çalanı dinlemek ve elinden geleni yapmak mıdır?
Benim için cevap çok açık.
Siyaset, insanlara dokunabildiğin zaman anlam kazanır. Halkın sorunlarını dinlemek, çözüm bulmak için çaba göstermek ve insanları siyasi görüşlerine göre ayırmamak, bir siyasetçinin sahip olması gereken en önemli özellikler arasındadır.
Sıla Usar İncirli hakkında vatandaşların dile getirdiği bu düşünceler de bana göre dikkate değer. Elbette kendisini beğenmeyenler, eleştirenler olacaktır. Herkesin aynı siyasi görüşü paylaşmasını bekleyemeyiz. Zaten demokrasi de farklı düşüncelerin varlığıyla anlam kazanır.
Ancak bir insanın halkla kurduğu bağın, yalnızca seçim sonuçları üzerinden değerlendirilmesi de doğru değildir.
Ben ülkeme, insanını dinleyen, halkını kucaklayan ve vatandaşına parti rozetine bakmadan yaklaşan bir başbakan yakıştırıyorum.
Çünkü bu ülkenin insanı artık güzel sözlerden fazlasını istiyor. Sorunlarının dinlenmesini, sesinin duyulmasını ve kendisini yalnız hissetmemeyi istiyor.
7 Aralık’ta halk sandığa gidecek. Kararı elbette halk verecek. Fakat bugün sokakta konuşulanları, vatandaşların beklentilerini ve geleceğe dair umutlarını da görmezden gelemeyiz.
Benim düşüncem şu: Sıla Usar İncirli, kendisini destekleyenlerin gözünde yalnızca bir siyasi parti başkanı değil, sorunlarını anlatabildikleri ve çözüm arayışında olduklarını düşündükleri bir isim olarak öne çıkıyor.
Eğer bir siyasetçi halkın güvenini kazanabiliyorsa, insanların derdini dinleyebiliyorsa ve kendisini herkese yakın hissettirebiliyorsa, bunun siyasette bir karşılığı mutlaka vardır.
7 Aralık’ta Sıla Usar İncirli’nin başbakan olacağına inananlardanım.
Beğenen de olacak, eleştiren de… Ama benim ülkem için beklentim belli: Halkını kucaklayan, insanları ayırmayan, vatandaşının kapısını çalmaktan çekinmeyen ve halkın sesine kulak veren bir başbakan.
Çünkü bu ülkenin ihtiyacı, yalnızca ülkeyi yöneten değil, halkıyla birlikte yürüyen bir liderdir.
Benim ülkemde halkın yanında duran bir başbakan olmalı. İşte benim hayalimdeki yönetim anlayışı budur!








