Özersay’dan hükümete sert tepki: “KKTC’nin verdiği tapuya sahip çıkmıyorsunuz!”

Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, Kıbrıs Rum tarafının taşınmaz mallar üzerinden başlattığı tutuklama süreçlerinin Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünü ve güvenliğini tehdit ettiğini belirterek hükümeti hareketsizlikle suçladı. KKTC tarafından verilen tapulara ve bu tapularla hak sahibi olan vatandaşlara sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Özersay, karşı tedbir alınması, Türkiye’nin sürece daha etkin dahil edilmesi ve uluslararası diplomasi seferberliği başlatılması çağrısında bulundu.
HABER
Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, Kıbrıs Postası’nda Gökhan Altıner’in sunduğu Sabah Postası programında, Kıbrıs Rum tarafının kuzeydeki taşınmaz mallarla ilgili başlattığı hukuki süreçleri ve hükümetin bu konudaki tutumunu değerlendirdi.
Tutuklama süreçlerinin yalnızca inşaat sektörünü değil, doğrudan Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünü, güvenliğini ve mülkiyet haklarını etkilediğini belirten Özersay, hükümetin vatandaşlarını korumak için gerekli adımları atmadığını savundu.
“TUTUKLAMALAR EŞDEĞER MAL SAHİPLERİNE KADAR UZANDI”
Kıbrıs Rum tarafının başlattığı tutuklama süreçlerinin giderek genişlediğine dikkat çeken Özersay, başlangıçta yabancı yatırımcıları hedef alan uygulamaların zaman içerisinde müteahhitlere, emlakçılara, mimarlara ve eşdeğer mal sahiplerine kadar uzandığını söyledi.
Özersay, “Toplumun bir kesimiyle sınırlı kalmayacağını herkesin bilmesi gerekirdi. Döndü dolaştı, şimdi eşdeğerciye geldi iş. Yabancıyla başladılar, müteahhitle devam ettiler, emlakçıyla devam ettiler, mimarlara sorun çıkardılar, şimdi eşdeğercilere döndüler” ifadelerini kullandı.
“MECLİS TOPLANMALI, ORTAK KARAR ALINMALIYDI”
Halkın Partisi olarak daha önce beş ayrı bölgede konferans düzenleyerek konunun ciddiyetine dikkat çektiklerini belirten Özersay, hükümete Meclis’in toplanması ve ortak bir tutum geliştirilmesi çağrısında bulunduklarını hatırlattı.
Özersay, “Derhal Meclis’i toplayın, birlikte oy birliğiyle karar alın dedik. Kıbrıs Rum tarafına karşı tedbir almamız lazım. Taşınmaz Mal Komisyonu’yla ilgili adımlar atmalıyız. Uluslararası alanda diplomatik girişim seferberliği başlatmalıyız. Ancak bunlar yapılmadı” dedi.
“KIBRIS TÜRKÜ’NÜN DE MÜLKİYET HAKKI VAR”
Mülkiyet meselesinin uluslararası hukuk boyutuna değinen Özersay, 1974 öncesindeki mülk sahiplerinin haklarının devam ettiğini ancak KKTC tarafından verilen tapularla hak sahibi olan kişilerin de haklarının bulunduğunu vurguladı.
“1974 öncesindeki mal sahibinin mülkiyet hakkı bakidir. Ama 1974 sonrasında KKTC’nin verdiği tapuyla hak sahibi olmuş insanlar var. İki yarışan hak var burada. Kıbrıs Türkü’nün de hakkı var” diyen Özersay, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun da bu anlayış çerçevesinde oluşturulduğunu ifade etti.
Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarını reddetmeden Kıbrıslı Türklerin haklarının da savunulabileceğini belirten Özersay, hükümetin bu konuda daha güçlü bir hukuki ve diplomatik mücadele yürütmesi gerektiğini kaydetti.
“GÜNEYDEKİ KIBRIS TÜRK MALLARI KULLANILIYOR, TAZMİNAT ÖDENMİYOR”
Güney Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türklere ait taşınmaz malların kullanımına da değinen Özersay, bu mülklerin sahiplerinin rızası alınmadan kullanıma açıldığını ve ticari gelir elde edildiğini ileri sürdü.
Özersay, “Mal sahibinin Kıbrıslı Türk olduğunu ve hakkı bulunduğunu bilmelerine rağmen rızasını almadan kullanıma veriyorlar, ticari gelir elde ediyorlar, üzerine inşaat yapıyorlar, kamusal maksatlarda kullanıyorlar ve bir kuruş tazminat ödemiyorlar” ifadelerini kullandı.
“BU İNSANLAR KKTC YASALARINA GÖRE HAREKET ETTİ”
Kuzey Kıbrıs’ta taşınmaz mal alım satımı ve inşaat faaliyetlerinde bulunan kişilerin KKTC mevzuatına uygun hareket ettiklerini vurgulayan Özersay, hükümetin kendi hukuk düzeni çerçevesinde işlem yapan vatandaşlarını korumakla yükümlü olduğunu belirtti.
Özersay, “Bu insanlar yasaya aykırı bir şey mi yaptılar? KKTC mevzuatının kendilerine verdiği hak çerçevesinde hareket etmediler mi? İnşaat yaparken bütün izinleri ve ruhsatları bu ülkenin kurallarına göre almadılar mı? Kimin ne hakkı var bu insanlara bu şekilde davranmaya?” diye sordu.
“VATANDAŞLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDA”
Tutuklama süreçlerinin ekonomik kayıpların ötesinde ciddi insani sonuçlar doğurduğunu savunan Özersay, bazı müteahhitlerin ve ailelerinin yurt dışına seyahat edemediğini, hatta çocuklarının Avrupa’daki mezuniyet törenlerine katılamayan kişilerin bulunduğunu söyledi.
Aynı soyadını taşıyan aile bireylerinin de sorunlarla karşılaşabildiğini ifade eden Özersay, “Senin vatandaşının şu anda can güvenliği, özgürlüğü tehlike altında ve bu giderek genişliyor. Bu insanlar hâlâ yurt dışına çıkamıyor. Aileleriyle birlikte sadece Türkiye’ye gidebiliyorlar, orada bile sıkıntı yaşayabiliyorlar” dedi.
“KKTC’YE İNANIYORSUNUZ AMA TAPUSUNA SAHİP ÇIKMIYORSUNUZ”
Hükümetin KKTC’nin verdiği tapulara ve oluşturduğu hukuk düzenine sahip çıkmadığını savunan Özersay, eleştirilerini sert sözlerle sürdürdü.
Özersay, “Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne inanıyoruz diyorlar. Nasıl inanayım be kardeşim senin KKTC’ye? KKTC’nin verdiği tapuya sahip çıkmıyorsun. KKTC’nin yaptığı hukuk düzenine sahip çıkmıyorsun” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Rum tarafıyla diyaloğun sürdürülmesine karşı olmadığını belirten Özersay, görüşmelerde taşınmaz mal meselesinin açık ve kararlı biçimde gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ BİR TAVIR ORTAYA KOYMALI”
Hükümetin Türkiye Cumhuriyeti ile daha güçlü bir diplomatik koordinasyon kurması gerektiğini ifade eden Özersay, uluslararası tutuklama emirleri karşısında Türkiye’nin daha etkin bir tutum ortaya koymasının sağlanması gerektiğini belirtti.
Özersay, “Türkiye’nin bu konuda daha net, daha güçlü bir tavır ortaya koyması için teşvik edilmesini ve yönlendirilmesini sağlayacak olan buradaki hükümetler olmalıdır” dedi.
“ÜÇ TEMEL ADIM ATILMALI”
Yaşanan sorunların çözümü için hükümete üç temel öneride bulunan Özersay, Kıbrıs Rum tarafına karşı tedbir geliştirilmesi, Türkiye’nin daha etkin biçimde sürece dahil edilmesi ve uluslararası alanda kapsamlı bir diplomasi seferberliği başlatılması gerektiğini söyledi.
Özersay, “Kesinlikle bir karşı tedbir almamız lazım. İkincisi Türkiye’yi bu konuda harekete geçirmemiz gerekiyor. Üçüncüsü de diplomasi seferberliğine kalkışmak lazım” ifadelerini kullandı.
“BILLBOARDLARI DOLDURMUŞLAR AMA İNSANINA SAHİP ÇIKMIYORLAR”
Açıklamasının sonunda 6 Aralık seçimleri öncesindeki siyasi atmosfere de değinen Özersay, siyasi partilerin seçim kampanyalarına odaklandığını ancak vatandaşların yaşadığı ciddi sorunların çözümsüz bırakıldığını savundu.
Özersay, “Bizim insanımızın özgürlüğü, güvenliği söz konusu ve bu insanların huzuru kalmadı. Dönüp dolaşıp şimdi genel seçim bağlamında birtakım genel laflar edilecek. Billboardları doldurmuşlar, iki sistem partisi. Bir taraftan ‘Şimdi sıra bizde’ gibi şeyler var. Biri gelecek, sonra sıra öbürüne gelecek. Ama insanına sahip çıkmayan bir durum var ortada” dedi.
Hükümetin vatandaşların mülkiyet haklarını, özgürlüğünü ve güvenliğini korumak için somut adımlar atması gerektiğini vurgulayan Özersay, konunun seçim tartışmalarının gölgesinde bırakılmaması çağrısında bulundu.

  • Related Posts

    Cumhurbaşkanı Erhürman: “COP 31 Zirvesi’nde Antalya’da olacağız”

    Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP 31 Zirvesi’ne katılacağını açıkladı. Erhürman, zirve dolayısıyla 14 Temmuz’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan davet aldıklarını belirterek, ilgili tarihlerde Antalya’da olacaklarını söyledi.…

    Ada-Sen, Petrol-İş sendikasının eylemine destek belirtti

    Mındıkoğlu: “9 emekçinin işten durdurulmasını kabul etmiyoruz” Kıbrıs Türk Ada Çalışanları Sendikası (Ada-Sen) Başkanı Kağan Mındıkoğlu, Kıbrıs Türk Petrollerinde (K-PET) 9 çalışanın işten durdurulmasına yönelik girişimlere tepki göstererek, Kıbrıs Türk…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir