Beşinci gündeyiz…
Girne açıklarında yaşanan deniz faciasının üzerinden tam 5 gün geçti. Beş gündür aileler, yakınlarından gelecek tek bir habere kilitlenmiş durumda.
Telefonlar susmuyor. Gözler denizde. Her kapı sesi, her telefon araması bir umut oluyor.
“Bir haber var mı?”
İşte ailelerin günlerdir sorduğu soru bu…
Dün enkazın içerisinden bir kişinin naaşına ulaşılması, çalışmaların ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak hâlâ kayıp olan insanlar var. Hâlâ onları bekleyen anneler, babalar, eşler, çocuklar var.
Elbette 550 metre derinlikte yürütülen bir operasyonun kolay olmadığını herkes biliyor. Elbette arama-kurtarma ekiplerinin büyük risk altında çalıştığının farkındayız.
Ama artık toplumun da sormaya hakkı var:
Bu çalışma neden bu kadar yavaş ilerliyor?
Eğer kullanılan robotlarla istenilen sonuç alınamıyorsa, başka yöntemler neden daha güçlü şekilde değerlendirilmiyor?
Enkazın kontrollü şekilde kaldırılması mümkün mü?
Farklı kaldırma sistemleri kullanılabilir mi?
Balon veya başka mühendislik çözümleri değerlendirilebilir mi?
Bunların teknik olarak mümkün olup olmadığını biz bilemeyiz. Ama devletin, uzmanların ve bu işin profesyonellerinin bütün seçenekleri masaya yatırmasını beklemek vatandaşın en doğal hakkıdır.
Çünkü artık mesele sadece bir arama-kurtarma operasyonu değildir.
Bu, ailelerin bekleyişidir.
Her geçen saat o ailelerin acısını büyütüyor.
Kimse mucize istemiyor.
Kimse imkânsızı istemiyor.
Ama herkes maksimum çabanın gösterildiğini görmek ve bilmek istiyor.
Bugün toplumun ihtiyacı olan şey belirsizlik değil, netliktir.
Yetkililer çıkıp açıkça anlatmalı:
Çalışmalar hangi noktada?
Hangi yöntemler kullanılıyor?
Neden ilerleme yavaş?
Alternatif planlar neler?
Önümüzdeki saatlerde ne yapılacak?
Ailelerin artık duyacağı her kelime çok önemli.
Çünkü 5 gündür bekliyorlar.
Sabırları tükendi.
Umutları ise hâlâ devam ediyor.
O umutları söndürmeden, kayıplarımıza bir an önce ulaşmak için devletin bütün imkânlarıyla, Türkiye’nin ve uluslararası ekiplerin desteğiyle ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
Biz burada kimseyi suçlamak için konuşmuyoruz.
Biz ailelerin sesi olmak için konuşuyoruz.
Çünkü enkazın altında bulunan her canın arkasında bir aile, bir hayat ve yarım kalmış hikâyeler var.
Artık her saniye önemli.
Ve toplumun tek beklentisi belli:
“Kayıplarımıza bir an önce ulaşın.”
KıbrısAktifSözcü Gazetesi olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.







