Bu ülkede hayat pahalılığının altında en çok ezilen kesim özel sektör çalışanlarıdır. Sabahın erken saatlerinde işinin başına geçen, ekonomiyi ayakta tutan, vergi veren, üreten insanlar yıllardır aynı soruyu soruyor:
Neden sigorta yatırımları gerçek maaş üzerinden yapılmıyor?
Kağıt üzerinde sigortası yatırılan çalışan, emekli olacağı günü düşündüğünde büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalıyor. Çünkü aldığı maaş başka, sigortaya bildirilen maaş başka. Sonuç olarak yıllarca çalışan, prim ödeyen, ülkeye katkı koyan emekçi emeklilikte adeta asgari ücret seviyesinde bir maaşa mahkûm ediliyor.
Peki bunun sorumlusu kim?
Yıllardır göreve gelen hükümetler, değişen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları bu sorunu gördü, duydu, biliyordu. Ancak ne hikmetse özel sektör çalışanının lehine olacak köklü bir düzenleme bir türlü hayata geçirilmedi.
Çünkü bu ülkede konu emekçinin hakkı olunca herkes sessiz kalıyor.
Özel sektör çalışanı bugün markette, kasapta, eczanede, elektrik faturasını öderken gerçek maaşı üzerinden ödeme yapıyor. Devlet vergisini gerçek rakamlar üzerinden alıyor. Hayat pahalılığı gerçek. Kiralar gerçek. Zamlar gerçek.
Ama konu sigorta ve emeklilik olunca gerçek maaşlar bir anda görünmez oluyor.
Bugün sessiz kalınan bu adaletsizlik, yarının emeklilerini yoksulluğa mahkûm ediyor. İnsanlar çalışırken değil, emekli olduklarında cezalandırılıyor.
Bu nedenle artık sorulması gereken soru şudur:
Bu ülkenin yükünü çeken özel sektör çalışanı ne zaman hak ettiği değeri görecek?
Çünkü emeklilik bir lütuf değil, yıllarca dökülen alın terinin karşılığıdır.







